Merak
Çocukların oynadığı ara sokaktan şiddetli bir ses geldi. Sesin peşinden gidip gitmemek arasında kararsız kalmıştım. Bir süre bu hâlde bekledikten sonra içimdeki merak kuvvetleri beynimi zapt etti. Hemen kapıya yöneldim ancak açılmıyordu.
Patronun oğlu kilitlemiş olmalıydı. En son o çıkmıştı buradan. Bu sırada dükkânın önünden insanlar koşuşturuyordu. Dışarı çıkamamak hiç bu kadar sinir bozucu olmamıştı. Hele gelip kapıyı açsınlar bir daha dönmem buraya. Bu ufak terzi dükkânı, eskiliğin yılmaz bekçisi gibi tüm dünyadan kendini soyutlamıştı. Aslında iyi hoştu ama artık bu kuşun da yuvadan uçması gerekiyordu. Benim en ufak sesimde bana bağırmaya başlayanlardan kaçıp kendi yolumda özgürce uçmaktan daha iyi ne var ki?
Ben bunları düşünedururken insanlar da yine dükkânın önünden geri dönmeye başladılar. Ne olup bittiğini anlamak için yüzlerini okumaya çalıştım. İlk baştaki o korku ve endişe hâlinin yerini daha sakin ve hafif neşeli bir ifade almıştı. Hararetli hararetli bir şeyler konuştukları belli oluyordu. Yüzlerine hafif bir gülümsemenin yerleştiğini de tam o sırada fark ettim. Böyle büyük bir gürültü koparacak hem de yüzleri güldürecek şey ne olabilirdi ki?
Patron birkaç saat sonra yorgun argın geldi. Açtı kapıyı, açtı beni buraya zincirleyen kafesimi. Alışmış zaten yerinden kalkmadan yaşayan bana. Gider miyim diye düşünmedi. Baktı yüzüme homurdandı; ardından “Bu çocuklar rahat durmuyor, alacaklar başlarına belayı.” diye söylendi. Gittikçe ağırlaşan gözleriyle birkaç dakika müşteri bekledi. Sonra bıraktı kendini uykunun tatlı kollarına. Ses çıkarmadım bu sefer. Gidecektim artık.
Son bir defa baktım bu eski terzi dükkânına. Dışarıdan bir göz olsam kesin çok beğenirdim. O ahşap kapısı, seksenlerden kalma “TERZİ” yazısıyla oldukça nostaljik duruyor olmalıydı. Ancak içerisinde bulunduğum süre boyunca sadece beni hayallerimden uzaklaştırmaya yaramıştı. Hayallerime dokunduktan ve hatta hayallerime sarıldıktan sonra burayı ziyaret edebilirim. Son bir selam verdim geçmişin koruyucusuna. Acaba onun da hayalleri var mıydı?
Artık dışarı çıkabileceğime kanaat getirdikten sonra kendimi kapıdan dışarıya attım. Birkaç yetişkin benim bu ani hareketimden korkmuş olacak ki kendilerini birkaç adım geriye attı. Sonra da arkamdan bakakaldılar. Ben ise uzun süredir özgürce uçmaya hasret kaldığım gökyüzüne süzülmeden önce, bana el sallayan çocuklara karşılık vermekle meşguldüm. Büyükler, her şeyi yaşamış olduklarının güvencesiyle çevrelerine bakma ihtiyacı duymaz. Oysa ailelerinin ellerini bırakmayan çocuklardaki o keşfetme ve merak arzusu bambaşkadır. Bir macera, bir keşif bilirler özgürce yürümeyi. Beni de keşif arzusuyla yanan gözleriyle fark etmiş olmalılar. Güzel bir takla attım onların gözlerinin hatırına. Benim de onlardan bir farkım yoktu. Yepyeni bir dünyaya açılacaktım. Neler görecektim kim bilir?
![]() |
| Mahmut Altun'un Objektifinden |
Yönümü doğruca çocukların oynadığı ara sokağa çevirdim. Geçen onca zamandan sonra kimse kalmamıştı. Üzgün bir şekilde çatıdan sokağa bakarken siyah bir leke gördüm. Bu, o gürültünün sebebine ait olmalıydı. Akşam olmak üzereydi. Yarın buluşmak üzere diye fısıldadım sokağa. Kanat çırptım karanlığa.
Her ne kadar uzaklaşmak ve dünyayı keşfetmek istesem de ara sokağın gizemine dair merakım beni bir süre daha burada tutacak. Öğrendikten sonra maceramı başlatabilirim. Bu gece için bir ağaç dalı bulabilirsem benim için harika olurdu. Ben de turlamaya başladım mahalleyi. Sokaklarda ağaç kalmamıştı. Bir ağaç buldum tesadüfen kondum üzerine dinlenmek için. O sırada burnuma pis kokular geldi. Etrafıma bakındıktan sonra ağacın dibinin çöp niyetine kullanıldığını fark ettim. Dayadım başımı yorgun ve hasta ağaca. Bir süre böyle kaldım. Birbirimizi anladığımıza emindim. Kanatlarımı açtım ve binaların arasında bir sağa bir sola uçtum. Ben de mi o terzi dükkânı gibi geçmişte kalmış ve yeniliğe ayak uyduramaz hâle gelmiştim? Tüm bu beton, yeşil görmek için kullanılan ışıklar ve boyalar normal mi? Ben; dünyam dar, kapatıldım o küçücük kafese diye düşünürken insanın kendisine bunu yapmasını anlayamıyorum. Hayallere açılan kapı olan gökyüzü ışıklardan görünmez hâlde. Uykuları yine ışıklara esir. Kendileriyle baş başa kalabilecekleri hiçbir zaman kalmamış. Bitkilerle süslenmiş güzel bir balkon gördüm. Bu gece için güzel bir konak olur bana. Sağımdaki beyaz frezya çiçeğine iyi geceler dileyerek uykuya daldım.
...
Hikâyenin ikinci bölümü için tıklayabilirsiniz.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorum teşvik edicidir. Eleştireldir.